Scructures (kalıplar)

* it is time + to V1 (Zamanı geldi) 
It is time to go home.
Eve gitme zamanı geldi.

* it is high time + to V1 (Zamanı geldi de geçiyor)
it is high time to go home.
Eve gitme zamanı geldi de geçiyor.

* it is time + subject + V2 (Zamanım geldi)
it is time I went home.
Eve gitme zamanım geldi.

* it is high time + subject + V2 (Zamanım geldi de geçiyor)
it is high time I went home.
Eve gitme zamanım geldi de geçiyor.

* it was time + to have V3 (Zamanım gelmişti)
it was time to have slept.
Uyuma zamanı gelmişti.

* it was high time + to have V3 (Zamanı geldi de geçmişti)
it was high time to have gone to doctor.
Doktora gitme zamanı geldi de geçmişti.

* it was time + subject + had V3 (Zamanım gelmişti)
it is was time she had slept.
Onun uyuma zamanı gelmişti.

* it was high time + subject + had V3 (Zamanım geldi de geçmişti)
it was high time she had slept.
Onun uyuma zamanı geldi de geçmişti.

Examples :

Bilgisayarımı tamir ettirme zamanı geldi.
it is time to have my computer fixed.

Annemin hastaneye gitme zamanı geldi.
it is time my mum went to hospital.

İngilizce öğrenme zamanı geldi de geçiyor.
it is high time to learn english.

Babamın sigarayı bırakma zamanı gelmişti.
it was time my dad had  stopped smoking.

* it is the [first/second/thirty…] time + subject + have/has + V3 (Birşeyi ….. defa yapmak)
it is the first time I have seen him
Bunu onu ilk görüşüm.

it is the secont time I have seen film.
Bu filmi ikinci görüşüm.

* it was the [first/second/third…] time + subject + had + V3 (Geçmişte birşeyi ….defa yapmak)
It was the first time she had met him.
Onunla ilk tanışmasıydı.

It was the second time they had gone to datça.
Onların datça’ya ikinci gidişleriydi.

Bu benim ilk araba kullanışım.
it is the fist time I have driven a car.

Bu benim ilk araba kullanışımdı.
it was the first time I had driven a car.

Noo sooner …….. then
Scarcely …….. when                  “Tam şunu yapmıştım ki şu oldu” anlamını verir.
Hardly ……… when

* No sooner + had + subject + V3 + than + subject + V2
* Scarcely + had + subject + V3 + when + subject + V2
* Heardly + had + subject + V3 + when + subject + V2

No sooner had I entered the lesson then my student came.
Tam derse girmiştim ki öğrencim geldi.

Tam evden çıkmıştım ki en iyi arkadaşıma rastladım.
No sooner had I left home than I come across my best friend.

* Would rather + V1 + than + V1
I would rather sleep than go out.
Dışarı çıkmaktansa uyumayı tercih ederim.

She would rather go to theatre than stay at home.
O evde kalmaktansa sinemaya gitmeyi tercih eder.

Not : Bizim tercihimiz ilk fiile yakın olan seçenek.

 

* Would rather + subject + V2 + than + V2
I would rather you told the truth than told a lie.
Senin bana yalan söylemendense doğru söylemeni tercih ederim.

I would rather my parents lived in istanbul.
Annem ve babamın istanbul’da yaşamasını tecih ederim.

Not : Would rather’dan sonra subject varsa , fiilin 2. inci hali kullanılır. Subject yoksa : fiilin 1.hali kullanılır.

* Would rather + have V3 + than + have + V3 ( Past tense’de kullanılır)
I would rather have stayed in turkey than have gone abroad.
Yurt dışına gitmektense Türkiye’de kalmayı tercih ettim.

*Would prefer + subject +to V1 + than + to + V1 (Prefer ile kullanımı)
I would prefer my mummy to come here.
Annemin buraya gelmesini tercih ederim.

* Prefer + Ving + to + Ving 
I prefer dancing to swimming.

*Prefer + Noun + to + Noun
I prefer tea to coffea

* No matter + wh ? (”  Ne yaparsan yap,ne olursa olsun ” anlamını verir) 
No matter what you do, I will not forgive you.
Ne yaparsan yap seni affetmeyeceğim.

No matter where you go, I will find you.
Nereye gidersen git, seni bulacağım.

No matter how hard you study you will not pass the class.
Ne kadar çok çalışırsan çalış sen sınıfı geçemeyeceksin.

Stop : durmak Mum : anne Came round : rastlamak Swear: yemin
Give up : vazgeçme ,bırakma Mummy : anne Came across : uğramak Swear :küfretmek
Leave : terk etmek Dad :baba Left : çıkmak Curse : lanetlemek ,küfretmek
Gone: gitmiş,geçmiş,yok olmuş,bozulmuş Prefer : tercih etmek Truth : doğru Promise: söz vermek

 

Us usually : her zamanki gibi Besides : bunun yanında Anyway : herneyse Homever: herneyse,herhalükarda
By the way : yeri gelmişken İn the meantime: bu arada At odd times:zaman buldukça Then : o zaman , ondan sonra

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s